Prolaktinoma

Prolaktinomalar hipofiz bezinin en sık görülen tümörleridir. Genellikle 1 cm’den küçüktürler ancak erkeklerde görülen prolaktinomalar 1 cm’den büyük olabilirler. Her iki cinsiyette de infertiliteye neden olabilir. Erkeklerde ayrıca libidoda azalma ve impotansa neden olabilir. Bu adenomlarda kanser olasılığının çok düşük olduğu ve dünyada sayılı vaka da ortaya çıktığı bilinmektedir.

Prolaktinomalar kadınlarda adet düzensizliği ve göğüsten süt gelmesine neden olabilirken erkeklerde cinsel isteksizlik ve sertleşme problemlerine neden olabilir. Bu hastalıkta nadiren cerrahi yapılır. Dopamin agonistleri olarak adlandırılan kabergolin ve bromokriptin etken maddeli ilaçlarla tümörlerin önemli bir kısmında küçülme ve hormon düzeyinin normale gelmesi sağlanabilir. Bu ilaçlardan bromokriptin kullanımına bağlı bulantı ve kusma şikayetleri ilacın akşam yapılan hafif bir atıştırmdan sonra alınması ie azalmaktadır. Yan etki ve etkinlik açısından kabergolinin daha etkili olduğu bilinmektedir ancak kabergolin aynı zamanda daha pahalı bir ilaçtır. Ancak bu ilaçlara dirençli prolaktinomalar olduğu da bilinmektedir. Hipofiz bezi görme sinirine çok yakın olduğu için çok büyük tümörlerde ve görme kaybı başlangıcı olan hastalarda kısa süreli tedaviye cevap alınmazsa hasta hızla operasyona da yönlendirilebilmektedir.

Prolaktinoması olan kadın hastalarda dikkat edilmesi gereken diğer bir ayrıntı da gebelik dönemidir. Bir cm’den küçük tümörü olan hastalarda gebelik döneminde ilaç kesilip görme takip edilirken 1 cm’den büyük tümörü olan hastalarda daha önce bahsi geçen ilaçlar gebelik süresinde kullanılabilir. İki ilaç arasında bromokriptin’in gebe hastalarda kullanımı ile ilgili daha fazla tecrübe vardır ancak son yıllarda kabergolin kullanan hastalarda da herhangi bir patoloji tespit edilmemiştir.

Günümüzde prolaktinoma tanısı alan hastaların bir kısmının aslında prolaktinoma olmadığı ve karaciğer, böbrek, tiroid ve polikistik over hastalığı gibi nedenlere bağlı prolaktin yüksekliği olduğu gösterilmiştir. Ayrıca bir çok antideprasan ve antipsikotik ilaç ta serum prolaktin düzeyini artırarak prolaktinomayı taklit edebilir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir ayrıntı da hipofizde 1 cm’den küçük adenomların toplumda %10 dolayında görüldüğünün bilinmesidir. Yukarıda bahsi geçen hastalıklar olduğunda böyle tesadüfi saptanan aslında prolaktinoma olmayan bir çok hastada çeşitli kliniklerde prolaktinoma tanısı alabilmektedirler.

Tartışmalı konulardan biri de ilaç tedavisine ne kadar devam edileceğidir. Tedavi edilen hastaların bir kısmında hipofizdeki adenom kaybolurken bazıların da ise adenom hala görüntüleme yöntemlerinde tespit edilmektedir. Bu hastalarda eğer tedavi ile prolaktin düzeyleri normale geldiyse ve tedavi kesildikten sonra da artmıyorsa MR’da adenom görülmesine rağmen tedavinin kesilmesi önerilmektedir. Kesin bir konsensüs bilgisi olmamasına rağmen ortala 2 yıllık bir tedavi ile prolaktin düzeyleri normale gelmiş hastalarda tümör kaybolmasa da tedavi kesilebilir. Son yıllarda Parkinson hastalığında da kullanılan aynı ilaçların kalp kapakları üzerine olumsuz etkilerinin olduğu gösterilse de prolaktinomada kullanılan dozlarının çok daha düşük olduğu ve bu dozlarda kalp kapaklarında hasara neden olmadığı gösterilmiştir.